Screen-Shot-2014-05-04-at-8.02.53-PM1
Dijital Pazarlama

Markaların 2015’teki Dijital Pazarlama Çalışmalarında Önem Vermesi Gereken 14 Şey

  • Tüketicilerinizle bağınızı kuvvetlendirin

İçerik yazmaktan sosyal medya yöneticiniz sıkıldı. Ayını içerikleri görüp onaylamaktan marka yöneticisi sıkıldı. Aynı içerikleri görüp like etmekten tüketicileriniz sıkıldı. Artık içerik yazmayı bir kenara bırakıp tüketicilerinizle olan bağınızı kuvvetlendirmeli ve dijitaldeki marka içeriklerinizi onlarla birlikte oluşturmaya başlamalısınız.

  • Hala like sayınızın artışını mı takip ediyorsunuz?

Facebook’ta organik erişim % 2 – 3‘ün altına düşmüş durumda. Yani sayfanızda 1 milyon kişi varsa, paylaştığınız bir içeriği sadece (ve şanslıysanız) 5 -10 bin kişi görüyor. Facebook, 2015 ile birlikte organik erişimlerin daha da düşeceğini açıkladı. Her şey ortadayken hala beğeni sayınıza önem veriyorsanız, aynı ölçüde markanıza zarar veriyorsunuz demektir.

  • Facebook’tan vazgeçin

Markalar Dijital=Facebook konumlandırmasından vazgeçmek zorundalar. Bir önceki maddede organik erişimin düşüşünden bahsetmiştik. Buna bir de Facebook reklam ücretlerinin artışı ekleniyor. Son yapılan araştırmada reklam ücretlerinin son bir yılda 6 kat arttığı gözlemlenmiş. Ve bu artış her geçen gün devam edecek. Eskiden 5 – 10 kuruşlara reklam verirken, artık 1 TL’lere yaklaşan tıklama başı ücretleri ödemek durumunda kalacaksınız. (Ki bu yatırım daha önce 10 binler harcayıp fana dönüştürdüğünüz kitlelere ulaşmak için olacak.)

  • Web sayfanıza değer verin.

 I. Sosyal medyada 6 ay önce paylaştığınız bir paylaşımı ya da sizin hakkınızda yazılan olumlu bir tweeti bulmanızı istesem ne kadar vakit harcarsınız? Sosyal medya kısa vadeli popülerlik sağlayan bir mecra. Ve her ne kadar paylaşılanlar kayıt altında tutulsa da zaman geçtikçe eskiye ulaşmak zorlaşıyor. Ancak web sayfanızda bulunan içerikler arama motorları tarafından kayıt altına alınıyor ve üzerinden yıllar geçse de kolayca ulaşılabiliyor.

II. Sosyal medya platformlarında ilgili kitleye ulaşma maliyetleri artıyor. Bu nedenle uzun vadede size ücretsiz ziyaretçi ve müşteri kazandıracak web sitesi büyük önem taşıyor.

 III. Hiç düşündünüz mü? Sadık müşterilerinizi Facebook’ta takipçi yaparak rakiplerinizin onlara kolayca ulaşmasına olanak sağlıyorsunuz. (X markasını beğenleri hedefle seçeneğiyle onları ulaşılabilir kılıyorsunuz) Artık reklamsız alanlara ihtiyacınız var.

 IV. Sosyal medya platformları, kullanım kurallarına her geçen gün bir yenisini ekliyor ve markalar bunlara uymak zorunda kalıyor. Bu durum yaptığınız bazı yatırımların yeni kurallarla boşa gitmesine neden oluyor. Bu yüzden % 100 sizin hakimiyetinizde olan bir mecraya ihtiyacınız var.

 V. Sosyal medya platformlarında zengin içerik deneyimi sunmak çok mümkün değil. Facebook reklamı vermek istediğinizde dahi, görselin % 20’sinden fazlasında metin olmaması gerekiyor. Bu nedenle zengin bir içerik deneyimi sağlayabileceğiniz web sayfası altında bir blog mutlaka gerekli.

Sonuç olarak 2015’te sosyal medya kanallarınıza verdiğiniz önemin büyük bir kısmını web sitenize aktarmalısınız.

 

  • Dijital ile ilgili olmayan çalışanlarınızı eğitin.

Sosyal medyadaki krizlerin büyük çoğunluğu dijital ile ilgisi olmayan personel tarafından oluşuyor. Nasıl mı?
  I. Satın aldığınız gıda ürünün içinden uygunsuz bir madde çıkıyor ya da tarihi geçmiş oluyor.

  II. Mağazada sizinle kimse ilgilenmiyor, ilgilenen kişiler yüzünüze küfreder gibi bakıyor.

III. Oturduğunuz mekanda her yer kirli ve uygun hijyenik koşullar sağlanmamış.

IV. Aldığınız ürün arızalandığında teknik servis size yardımcı olmuyor.

Bu maddeler uzatılabilir. Ancak buradan çıkarmamız gereken şey, dijital ile ilgisi olmayan çalışanların ciddi krizler oluşturabilme gerçeğidir. Bu nedenle şirketinizdeki tüm personeli yaptıkları çalışmaların dijitale nasıl yansıyabileceği konusunda eğitmelisiniz.

Ayrıca her departman için risk analizleri hazırlayıp önlemler almalısınız. Bu durum Facebook’ta sayfa açıp paylaşım yapmanızdan çok daha önemlidir.

 

  • Önemli olan takipçi sayınız değil, sizin kaç kişiyi takip ettiğinizdir

Milyonlara konuşan markaların ne söylediğini insanlar artık çok fazla umursamıyor. Onlar artık özel olduklarını hissetmek istiyorlar. Bu nedenle sizi takip eden milyonlarla övünmeyi bırakıp, sizin kaç tane müşterinizi bireysel olarak takip ettiğinizi ve kaçına özel deneyimler yaşattığınızı sorgulamalısınız.

Not: Alttan gelen neslin markalara olan sadakati her geçen gün azalıyor. Ve siz onlarla özel olarak ilgilenip sadakat oluşturmadığınız sürece uzun vadede müşterilerinizi kaybetmeye mahkumsunuz.

 

  • Siz hala tıklanma oranlarınızı mı takip ediyorsunuz?

Dijitalde yaptığınız reklam çalışmalarının performansını etkileşim ve tıklanma oranalarıyla ölçmeyi bir kenara bırakmak zorundasınız. Artık ölçümlemeniz gereken dönüşüm, yani çalışmanın size olan kazancıdır. (Kazanç, illa ki maddi olmak zorunda değil, en başta koyduğunuz hedeflerin karşılığıdır.)

Facebook son yaptığı araştırmada diyor ki; offline satışların % 90’ı reklamlarla hiç etkileşim göstermemiş kişilerden geliyor. (Facebook’un araştırması, ajanslarla iletişim kurdukları özel bir grupta paylaşıldı. Herkese açık linkini bulamadığım için buradan yönlendirme yapamıyorum.

Bu başlık altında bir noktaya daha değinmek isterim. Dijitaldeki reklam çalışmalarınızda ulaştığınız kişi sayısı (erişim) tamamen aldatmacadır. Facebook haber akışında gezen birisi, sayfayı aşağı kaydırırken reklamı fark etmese dahi, o kişi bir erişim olarak kayda geçmektedir. Aynı durum web sitelerindeki reklamlar için de geçerlidir.

Yani, televizyonda bir program izlerken reklamlar başladığında telefonunuzla ilgileniyor, bilgisayarınıza bakıyor, mutfağa su almaya gidiyor ya da tuvalete gidiyorsunuz diyelim. Ancak kanal açık olduğu için aslında reklamı görmüş sayılıyorsunuz. Dijital de aynı şekilde. Eriştiğiniz kişi sayısı onların sizi gördüğünü % 100 olarak garantilemez.

 

  • Ürünlerinizi dijital bir malzemeye dönüştürün

İlk maddede marka içeriklerinden herkesin sıkıldığını vurgulamıştık. Bu nedenle artık müşterilerinizle birlikte konuşma vaktiniz geldi. Bunu sağlamanın en kolay yollarından biri, müşterilerin halihazırda temas kurdukları ürünleri dijitalde paylaşılabilir bir malzemeye dönüştürmektir. Bunun için ise ürünlerinize bir hikaye eklemeli, ve bu hikayeyi ilgi çekici bir şekilde aktarmalısınız.

 

  • ”Real time marketing” ama ne kadar?

2014’ün belki de en popüler konularından biri oldu real time marketing (gerçek zamanlı pazarlama). Ancak bu trende uymak isteyen markalar aceleciliğin kurbanı olarak fırsatın onlar için krize dönüşmesine yol açtılar. Bu nedenle bu tarz çalışmalarda markalar, hızlı ancak aceleci olmamayı öğrenmeliler. Ayrıca yapılacak paylaşım 1 – 2 kişi yerine en az 5 – 6 farklı gözün onayından geçtikten sonra yayına alınmalıdır.

 

  • Mobili önemseyin

Mobil kullanıcı oranı, her geçen gün artıyor. (Özellikle farklı ekran boyutlarındaki mobil cihazların satılmaya başlaması ile birlikte bu cihazlar önemli ölçüde pc’lerin yerini almaya başladılar. ) Bu nedenle mobile yatırım yaparak öncelikle web sayfanızı mobile uyumlu hale getirmelisiniz. Bu noktada dikkat etmeniz gereken responsive bir yapıya geçiş sağlamaktır. (Responsive= Farklı ekran boyutlarına uyum sağlayan arayüz.)

Mobil ile ilgili yapılan en büyük hatalardan bir tanesi ise ana dijital kanallarını (web sitesi, blog) mobile uyumlu yapıp, sürdürülebilir bir iletişim sağlamadan önce mobil uygulamaya yatırım yapmaktır. Mobil uygulamaların bir çoğu kısa vadede büyük bir trend yakalasa da uzun vadede zamana yenik düşüyor ve unutulup gidiyor. Bu nedenle ilk olarak ana dijital kanallarınızda mobil üzerinden sürdürülebilir bir iletişim oluşturmalısınız.

 

  •  Özür dilemeyi öğrenin

Dijitalde kriz yaşayan markalar, hatta ajanslar samimi bir özrü kendilerine yediremiyorlar ve krizin daha da büyümesine yol açıyorlar. Ve tüm bu süreçler web sitelerine case olarak yansıyarak Google tarafından kayıt altına alınıyor. Bu felaketi önlemenin yolu ise basit: samimi bir özür dilemek. (Tabi ki aynı hatayı sürekli tekrarlamamak kaydıyla)

 

  • Dijital kanallarınızdaki deneyimi arttırın.

Birçok marka web sayfalarının iyi bir kullanıcı deneyimi sunmamasından dolayı kendi mutsuz müşterilerini oluşturuyorlar. Ve ilk bakışta fark edilmeyen bu kullanıcı deneyimi bozuklukları, markalara hem algısal hem de cirosal anlamda zarar veriyor. Bu konuyu çözmenin yolu ise çok zor değil. Yandex’in ücretsiz bir servisi olan Metrica, size ziyaretçilerin gezintilerini video olatak sunarak, kullanıcı deneyimindeki sıkıntıları çözmenize olanak sağlıyor. Ayrıca Google Analytics’in verdiği bir çok bilgi, kullanıcı deneyimi sorunlu sayfaları size gösteriyor.

 

  • Görselleşin

Araştırmalara göre bilgilerin % 90’ı beyne görsel olarak aktarılıyor. Ve görseller, metinlere göre beyinde 60k daha hızlı bir şekilde işleniyor. (Kaynak 3M Corporation and Zabisco)
Bu araştırmadan da yola çıkarak görselliğin markalar için büyük bir önem taşıdığını söyleyebiliriz. Özellikle Instagram ve Youtube, markaların değerli içerik üreterek daha fazla ağırlık vermeleri gereken sosyal medya platformları olarak ilerliyor.
Metin içerik ile karşılaştırıldığında görsellik tabii ki zor, ancak bu zorluğun üstesinden geldiğinizde başarılı olacaksınız.

 

  • Sese kulak verin

Şehirde yaşayan insanlar, günün azımsanmayacak bir bölümünü trafikte geçiriyor. Trafik, bu insanlar için bir eziyet olsa da markalar için büyük bir fırsat. Onlara sosyal medya platformları üzerinden sesli içerikler ile ulaşabilir ve akılda kalıcı bir iletişim kurabilirsiniz. Bu noktada halihazırdaki içeriklerinizi seslendirerek işe koyulabilirsiniz.

share small Markaların 2015teki Dijital Pazarlama Çalışmalarında Önem Vermesi Gereken 14 Şey
Önceki İçerik Sonraki İçerik

İlgini Çekebilir…

Yorum Yok

Yorum Bırak

kredi kartı ile fatura öde kredi kartı ile fatura ödeme vodafone fatura ödeme fatura öde ttnet fatura ödeme d-smart fatura ödeme vodafone borç ödeme avea borç ödeme digiturk fatura ödeme