Browsing Tag

kriz yönetimi

düşünce hataları
Genel, İŞ HAYATI

Sorunları çözmek mi oluşmasını engellemek mi?

Çok sık yapılan bir düşünce hatasından bahsetmek istiyorum: Sorun oluşturabilecek nedenleri ortadan kaldırmak yerine sorun oluşumuna izin vermek ve sorunları çözmeye odaklanmak.

Şirketler açısından konuya bakacak olursak; Dijital, markalar için önemli bir avantaj olduğu kadar büyük riskleri de içerisinde barındırıyor. Bu riskler karşısında yöneticiler karşılaşacakları krizleri nasıl çözeceklerine dair birçok süreç şeması hazırlarlar. Oysa ki bu planlar sadece krizi çözmek üzerinedir.

Şirketlerde kriz, genel olarak müşteri ile direkt ya da dolaylı yollardan temas kuran birimler nedeniyle olur. (üretim, hizmet, ik vs birimler örnek olarak verilebilir) Bu durumda yapılması gereken bu birimlerdeki çalışanlar ile bir araya gelerek olası krizleri belirlemek ve önlemek adına çalışmalar yapmaktır…

Ek: Kişisel olarak bu düşünce hatasına en sık düştüğüm konu: Kış öncesi grip aşısı olmaya üşenip, sonrasında ilaçlarla gripten kurtulmaya çalışmak. Sorunu ortadan kaldırmaya gereken önemi verip, Kış öncesi aşı olsam, muhtemelen Kış aylarını çok daha verimli geçiriyor olacağım.

1(615)
Dijital Pazarlama

Gezi Parkı olaylarının markalara öğrettikleri

Gezi Parkı olayları herkesin bildiği üzere halkın direnişi olarak başladı ve gün geçtikçe büyüdü. Tabi ki bir tarafta halk olunca ve insanlar gaz ile tazyikli sular sebebiyle mağdur duruma düşünce markalar da bir anda kendilerini bu olayların içerisinde buldu.

Bir çok boykot listesi hazırlandı, bazı markaların şubeleri parçalandı ve bazıları ise kendini trend topicte buldu.

Yaklaşık 20 günün sonunda, bu kadar olumlu ve olumsuz durum bir çok marka için önemli öğretiler oluşturdu. Hadi inceleyelim;

yazı Gezi Parkı olaylarının markalara öğrettikleri

 

– Yeni iletişim çağıyla birlikte düzen artık değişiyor ve bir çalışanın bireysel hatası tüm markaya mal edilebiliyor. Oluşan durum da tüm marka çalışanlarını etkileyebiliyor. Bu yüzden dijital pazarlama dediğimiz şey sadece bir departmanın görevi olmaktan çıkıp, tüm çalışanların bilgisi olması gereken bir konu haline dönüşüyor. Bu yüzden artık markalar tüm çalışanlarını dijitalin dinamikleri konusunda eğitmeli ve olası krizlere karşı hazır hale getirmelidir.

– Monitoring(İnternet Takip)’in önemini artık biliyoruz, tekrar etmeye gerek yok. Ancak markalar şimdiye kadar hem maliyet hem de çalışan istihdamı açısından sadece çalışma saatleri içerisinde bu hizmeti alıyordu. Bu sistemin yanlış olduğunu bir kez daha gördük. İnsanlar geceleri de online olabiliyor ve markalar hakkında konuşabiliyor. Keyifli bir sabaha uyandığınızda markanızı olumsuz bir şekilde trend topicte görmek istemiyorsanız, 7/24 monitoring yapmak zorundasınız. Aksi durumda geç kalmış bir açıklama insanları tatmin etmiyor, tatmin etse de olumsuz paylaşımlar kadar yayılmıyor.

– Kriz durumlarında aksiyon planları sadece sosyal medya ajansına bırakılmamalı. Bunun örneğini Gezi Parkı olaylarında çok fazla gördük. İyi hazırlanmamış hatta çok fazla mantık ve dil bilgisi hatası bulunan sosyal medya paylaşımları insanları daha da fazla ateşliyor. Oysa ki kriz durumlarında kurumsal web sitesi üzerinden bir açıklama yayınlamak ve bunu sosyal medyada paylaşmak daha doğru sonuçlar verir(İletişim, PR ve sosyal medya ajansları birlikte çalışmalı). Gezi Parkı olaylarında kendilerinden hiç beklenmeyecek global markalar panik haliyle Twitter’dan ve Facebook’tan açıklama yaparak kendi ayaklarına kurşun sıktılar. Daha sonra sitelerinden açıklama yapsalar da insanları tatmin edemediler.

– Ajanslar bir çok markaya hizmet verdiğini hiçbir zaman unutmamalı. Gezi Parkı ya da başka bir duruma destek vermek ajans yöneticileri ya da çalışanlarının kişisel hesaplarından yapılabilir. Ancak ajans hesapları altından toplumun %100’ünü etkilemeyen (Deprem vb) olaylara destek vermek, ajansı zan altında bırakabilir ve markaları rahatsız edebilir.

– Markalar sakin olmayı öğrenmeli. Dijital krizler markaların çok fazla karşılaşmadıkları bir durum. Bu yüzden karşlaştıkları krizlere bazen gereksiz tepkiler verebiliyorlar. Olumsuz olaylarda markalar ilk önce sakin kalıp yayılımı izlemeli ve bu sürede aksiyon planlarını oluşturmalıdır. Eğer kriz yayılmaya devam ederse aksiyona geçilmelidir. Ancak bir kaç olumsuz paylaşım üzerine markanın gereğinden fazla tepkisi, olayın büyük bir kesime yayılmasına yol açar. Sonuç olarak marka kendi olumsuz reklamını yapmış olur.(İlk durumda 10-20 kişi olaylardan haberdarken ve yayılım durmuşken, markanın gereğinden fazla aksiyonları tüm takipçi kitlesine olumsuz durumu yayar.)

Sonuç olarak dijitalde öğreneceğimiz daha çok şey var…

kredi kartı ile fatura öde kredi kartı ile fatura ödeme vodafone fatura ödeme fatura öde ttnet fatura ödeme d-smart fatura ödeme vodafone borç ödeme avea borç ödeme digiturk fatura ödeme