Browsing Tag

yeni

sosyal medya iletişim rehberi
Dijital Pazarlama

Sosyal Medya İletişim Rehberi

Önceki yazılarda dijital pazarlamaya geniş çevrelerden bakmıştık. Ancak bu sefer sosyal medya iletişiminin detaylarına inelim istiyorum. Sosyal medya iletişim rehberi başlığı altında bir çok önemli konuyu inceleyeceğiz. Size önerim bu rehberi markanız özelinde mutlaka inceleyin…

Haydi başlayalım;

Şirketinizi dijitalleştirin. 

Çalışanlarınız dijitalleşmediği sürece “online’a yaptığınız yatırımlar” sizin için büyük riskler içerir.

Örnekle açıklayalım: Dijitalde oldukça güçlü bir markasınız. Ve çalışanlarınızdan biri “profilinde şirketinizin başarılarını paylaşmaktan büyük keyif alıyor.” Ancak aynı zamanda ırkçı söylemlerde bulunuyor”. Marka temsilciniz gibi davranan çalışanınızın düşünceleri, markanızın tutumu olarak algılanacaktır. Hadi bakalım nur topu gibi bir kriziniz oldu..

 Çözüm: Çalışanlarınızı eğitin….

 

Dijital Politikalarınızı Oluşturun…

Dijitaldeki vizyon ve misyonunuzu net olarak tanımladığınız ve çalışanlarınızın dijitali kullanırken dikkat etmelerini istediğiniz maddeleri içeren bir dijital politika oluşturmadan sosyal medya iletişimine başlamayın… (Aksi durumda üst maddede belirttiğimiz gibi dijital sizin için saatli bombaya dönüşür..)

 

Dijital SWOT analizi yapın.

Markanızın dijitaldeki güçlü ve zayıf yönleri neler?
Markanız için dijitaldeki fırsatlar ve tehditler neler?

Bu soruların cevapları dijital stratejinizin bel kemiğini oluşturacak. Bu yüzden mutlaka SWOT analizi yapmalısınız…

SimpleSWOT imm Illumine Sosyal Medya İletişim Rehberi

 

Dijital iş tanımlarını ve görevlileri belirleyin.

Sosyal medya yönetimi, içerik üretimi, müşteri ilişkileri, monitoring, ajans ilişkileri vs… Dijitaldeki tüm iş tanımlarını belirleyin ve bu işlere kişileri atayın. Böylece ekibin daha verimli çalışmasını sağlarsınız…

 

Dijital güvenlik stratejilerinizi belirleyin.

Dijitalde tüm markalar için en büyük risklerden biri güvenlik.. İpleri sıkı tutmazsanız, bu konuda sıkıntı yaşama ihtimaliniz oldukça yüksek… Bu yüzden dijital güvenlik stratejilerinizi belirlemeniz çok önemli.

Örnek: Şifrelerinizi hangi aralıklarla değiştireceksiniz? Mecraların güvenlik geliştirmelerinin takibi kim tarafından ve nasıl yapılacak?

 

Hedef kitlenizi doğru belirleyin..

Takipçi sayılarınız, etkileşimleriniz çok yüksek.. Mükemmel haber?! Peki markanız için ne kadar değer yaratıyorsunuz?

Bu kadar yüksek sayıda insan markanıza katkıda mı bulunuyor zarar mı veriyor?

Hedef kitleniz dışındaki kişilere ulaşmak, markanıza zarar verir. Çünkü bu kişiler markanız ya da ürünlerinizle ilgili bir fikre sahip olmadığı ya da ilgisini çekmediği için yorumları genellikle “negatif” olacaktır.

small target group app11 Sosyal Medya İletişim Rehberi

 

Unutmayın : 1000 kişiyle sıkı bir bağ kurmak, 1 milyon takipçiniz olmasından çok daha iyidir.

Farklı mecralara yayılın.

Facebook, Twitter, Instagram, Vine, Youtube ve diğerleri… Markanıza uygun olan mecraları etkili bir şekilde kullanın. Her mecradaki içeriklerinizi ayrıştırarak, müşterileriniz için “farklı mecraları” takip etme motivasyonu oluşturun.

Detaylı bilgi için Sosyal Fragmantasyon yazısını inceleyebilirsiniz.

social media donut 590x590 Sosyal Medya İletişim Rehberi

 

Sürekli olmak zorunda değilsiniz…

Sosyal medyada her gün içerik paylaşmak zorunda değilsiniz. Sektörünüzün ve markanızın yapısına uygun olarak iletişim planlarınızı oluşturun ve gerekirse 2 günde bir paylaşımlarda bulunun. Ancak takipçilerinizin sorularına ve görüşlerine anlık cevap verin.

+++++Dijitalde gündemin farklı konulara yoğunlaştığı günlerde iletişimden kaçının.

 

Kitleleri ayrıştırın.

Geniş kitlelere iletişimin yanında, bireysel iletişime de önem verme zamanı!

Müşterilerinizi CRM entegrasyonunuz sayesinde ayrıştırın ve onlara özel iletişim sürdürün. (Tabi ki bunun için Social CRM altyapısına sahip olmalısınız.)

Detaylı bilgi için Markalar için bireyselleşme yazısını inceleyebilirsiniz.

diversity Sosyal Medya İletişim Rehberi

 

Anlatmayın.

Ürünlerinizi ve markanızı anlatmaktan vazgeçin. Bunun yerine ürünlerinizi ve markanızı içinde barındıran hikayeler oluşturun ve insanlara bu hikayelerinizden bahsedin. Ayrıca hikayelerinizi insanların kendilerinden de birşey katabilecekleri şekilde kurgulayın.

Sonuç olarak siz daha az insanlar daha çok markanız hakkında konuşmuş olacaklar.

++++Günümüz şartlarında insanlar için “arkadaş tavsiyesi” ya da “diğer tüketicilerin yorumları” satın alım süreçlerinin en büyük parçalarından birini oluşturuyor.

 

Deneyimler tasarlayın.

Müşterileriniz için hem online’ı hem de offline’ı içeren deneyimler tasarlayın.

 Bknz: Deneyim Pazarlaması : Deneyim artık ürünün ta kendisi…

bigpreview Creative Roller Coaster 620x348 Sosyal Medya İletişim Rehberi

 

Takip edin.

Markanızla ilgili yazılanları, sektörünüzle ilgili yazılanları ve temas kurduğunuz müşterilerinizi mutlaka takip edin…

Size söylenenlere kulağınızı kapadığınız an, tüm iletişim planlarınızı etkileyecek “krizlere” davetiye çıkarmış olursunuz.

Bu konuda ücretli bir çok tool mevcut(Radian6’i öneririm), ancak ücretsiz bir tool kullanmak isterseniz İceRocket ihtiyacınızı karşılayacaktır: http://www.icerocket.com/ Ya da sadece Twitter özelinde takip yapmak istiyorsanız Topsy‘i kullanabilirsiniz: http://topsy.com/

 

Kriz planlarınızı oluşturun.

Şu ana kadar bir çok markanın “kriz planları” altında hazırladığı çalışmalar, aslında “dijital müşteri ilişkileri” planları. Kriz yönetim süreçlerini doğru bir şekilde planlayan marka sayısı oldukça düşük. Bu yüzden markalar “kriz oluştuğunda” ne yapacaklarını bilmiyorlar. Size önerim vakit kaybetmeden kriz planlarınızı hazırlayın…

Detaylı bilgi için  “Dijital kriz yönetimi ” ile ” Dijital müşteri ilişkileri yönetimi ” aynı mı? yazısını inceleyebilirsiniz.

Krisenmanagement l 620x465 Sosyal Medya İletişim Rehberi

 

Diğer markaların sosyal medya krizlerini iyi analiz edin.

Her şeyi yaşayarak öğrenemeyiz, hele ki krizleri “yaşayarak öğrenmek” hiç de iyi bir durum değil. Bu yüzden sosyal medyada kriz yaşamış markaların, tüm süreçlerini inceleyin ve markanız için dersler çıkartın.

Oldu da kriz yaşadınız diyelim;

Şeffaf olun. Yaşanan durumu tüm detaylarıyla ortaya dökün, markanızı ve çalışanlarınızı eleştirmekten çekinmeyin. Şeffaf olmadığınız durumda bu atasözü gerçeğiyle yüzleşmeniz kaçınılmaz olacaktır: “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.”

Özür dileyin. Bu adım, müşterilerinizi sakinleştirmenin yanı sıra sizin tarafınızda yer almalarını da sağlayabilir. (Toplum olarak hatasını kabul edeni severiz.)

 

50 yaş üstünü küçümsemeyin.

Dijitaldeki en büyük yanılgılardan biri sadece “18-44” yaş arasına odaklanmak. Ancak 50 yaş üzeri kitle dijitali oldukça aktif bir biçimde kullanıyor. Yapılan bir çok araştırma da bu duruma işaret ediyor;

55 yaş ve üzeri kişiler internet üzerinden finans işlemleri, alışveriş ve eğlence konularında, 55 yaşın altındakilerden daha aktifler. (Forrerster Research)

Detaylı bilgi için Marka Sadakati : Yeni jenerasyon beğeniyor, eskiler konuşuyor… yazısını inceleyebilirsiniz.

FacebookGraffiti 620x414 Sosyal Medya İletişim Rehberi

 

Mecraları birleştirin.

TV, radyo, gazete, outdoor… Bütünleşik ve entegre bir iletişim planı oluşturun. Tabi ki burada diğer mecralara “sosyal medya sayfalarınızın linklerini ya da etiketleri” koymanızdan bahsetmiyorum.

 

Tüm departmanlarınızda ortak bir şirket dili oluşturun…

Dijitalde markalar, müşterilerine karşı oldukça sevimli bir dil kullanıyorlar. Ancak markaların farklı birimleriyle temas kuran müşteriler genellikle aynı “sevimliliği” bulamıyorlar. Bu yüzden şirket birimlerinin aynı dili konuşması oldukça önemli bir konu. Aksi durumda;

Örnek;
Sosyal medyada: Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Mağazada: Buyrun, ne vardı?

Şirket dilinizin yapı olarak ortak olması şart ancak farklı mecraların yapısına göre uyarlamayı da unutmamalısınız. (bknz: Gazete metni tarzı ile sosyal medya iletişimi yapmak)

Detaylı bilgi için Marka dijital dilinin oluşturulması yazısını inceleyebilirsiniz.

foto%C4%9Fraf copy2 copy 620x465 Sosyal Medya İletişim Rehberi

 

Sitelerinizi mobile entegre edin. 

Mobil artık hayatımızın yadsınamaz bir gerçeği. Ancak siteleri mobile uyumlu olmayan markalar, yaptıkları iletişim ile “müşteri kaybına” davetiye çıkartıyor.

Türkiye’de son araştırmalara göre yaklaşık 14 milyon mobil internet kullanıcısı bulunuyor.

four screens to victory1 Sosyal Medya İletişim Rehberi

 

 

Kısa öneriler;

Bunları  bir kenara not edin;

  • Fake takipçi ve beğeniler satın almayın.
  • Sayılara odaklanmayın.
  • Her şeyi ajanslara emanet etmeyin.
  • Sosyal medyanızı aynı anda 5 marka yöneten birine bırakmayın.
  • “Pazartesi sendromundan nefret edenler beğensin” tarzındaki içeriklerden vazgeçin.
  • Online ve Offline.. Bu iki ortamı birbirinden ayrı düşünmeyin. ( Örnek: Mağazalarınızı dijitale entegre etmek. )
  • TV, Radyo, Outdoor, Dijital… Bu mecraları birbirinden ayırmayın.
  • Özür dilemekten korkmayın.
  • Gerektiğinde iletişimi durdurmaktan korkmayın. (Gündem farklı bir konu özelinde yoğunsa dahi durdurun.)
  • Mobili aklınızdan hiç çıkarmayın.
  • Yahoo, msn, icq.. Bunları hatırlıyor musunuz? O zaman Facebook, Twitter, Instagram.. Bunların da modasının geçeceğini unutmayın.. Mecralara değil, markanıza yatırım yapın. (Kurumsal site, mikrosite ve bloga yoğunlaşın.)
  • Acele etmeyin. Yapacağınız en ufak paylaşımı dahi en az 5-6 kez kontrol etmeyi unutmayın.
  • Müşterilerinizin datasını tutun. Sizinle temas kuran müşterilerinizden her seferinde iletişim bilgisi istemeyin.
  • Google+’ı gözardı etmeyin. (Arama motoruna etkisi gün geçtikçe artıyor.)
  • 22:00-24:00 arasına dikkat! Tecrübelerim ve yapılan araştırmalar doğrultusunda Türk kullanıcılar en fazla bu saatler arasında aktifler.

 

Yazıda kullanılan çizim Nurdan Tanrıver‘e aittir ve bu yazıya özel hazırlanmıştır.

 

 

123
Dijital Pazarlama, Genel

Duyusal Pazarlama ve Satın Alma Davranışları

Bir alışveriş merkezinde dolaşırken farkında olarak ya da olmayarak yönlendirildiğinizi hissediyor musunuz?

  • Premium bir mağazaya girdiğinizde kalitenin kokusunu alıyor musunuz?
  • Mağaza vitrinindeki ışıltı, cıvıltı sizi içeri doğru çekiyor mu?
  • Biraz dinlenmek istediğinizde buram buram kahve kokuları etrafınızı sarıyor mu?
  • Ya da bir mağazada dolaşırken müziğe kendinizi kaptırıp zamanı unutuyor musunuz?
  • O ceket ne kadar da yumuşaktı, tekrar dokunmak istemiyor musunuz?

 

İşte bunlar hep pazarlamanın oynadığı oyunlar…

1111 Duyusal Pazarlama ve Satın Alma Davranışları

Yeni çalışmalar, duyuların insan davranışları üzerindeki etkisini, gün geçtikçe daha iyi çözdüğünü gösteriyor. Basit örnekler ile açıklayacak olursak;

  • Marketlerdeki taze ekmek kokusu, acıkma hissi oluşturuyor ve marketten eve geldiğinizde “ben bunları niye aldım” diye düşünebiliyorsunuz…
  • Arabanın kapısını kapattığınızda çıkan o tık sesinin aslında uzun çalışmalar sonucu oluşturulması yine bir pazarlama taktiği.
  • Markanın logosunu görmeseniz de rengi aklınızda bir kıvılcım çaktırıyor. Jenerik markaların bu konudaki debranding çalışmaları gün geçtikçe çoğalıyor.
  • Uzun yola çıktığınızda yolun kenarında özenle dizilmiş, sepet ve çuvallar içindeki meyveler ne kadar da doğal gözüküyor değil mi? Büyük ihtimalle bunlar için dolu dolu tarım ilacı kullanılıyor, fakat size sunumu o kadar organik görünüyor ki kesinlikle ilaçlı olamazlar…

 

Şirketler duyuları kullanarak, insan davranışlarına etki eden bilinçaltına oynuyorlar. Kokunun gücüyle açlık hissi yaratıyorlar ya da ses ile sizi daha uzun süre mağazada tutabiliyorlar.

114242 Duyusal Pazarlama ve Satın Alma Davranışları

 

 

Bilinçaltı konusunu daha detaylı inceleyecek olursak;

Araştırmalara göre, insanların satın alma davranışına bilinçaltının etkisi % 80’in üzerinde… Martin Lindstrom Buy-ology kitabında, bilinçaltı tercihlere bilimsel bir gerçeklik getirmiştir.

FMRI teknolojisi kullanılarak yapılan deneylerde, insanların bir etkiye (reklam, ürün vs) bilinçli verdiği tepkiler ile beyinlerindeki uyarılan noktaların çok farklı olduğu ortaya çıkmıştır.

Kitapta anlatılan çalışmalardan biri, sigara paketlerindeki uyarıcı yazılar ile ilgiliydi. İnsanlar bu uyarıcı yazıların sigarayı azaltmalarında etkili olduklarını söylerken, beyin dalgaları tam tersi şekilde haz noktalarının uyarıldığını gösteriyordu.

 

Duyuların bilinçaltına ve davranışlara etkisini çok güzel anlatan bir örnek de dünya.com’da bulunuyor. Duyusal pazarlamanın 100 milyon dolarlık etkisi yazısında belirtilen araştırma oldukça ilgi çekici:

“Oxford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, kırmızı rengin ağırlıklı kullanıldığı meyve konseptli bir odadaki deneklerin viskiyi yüzde 13 oranında daha tatlı bulduklarını, öte yandan orman-odun konseptli bir odada ağaç çıtırtısını dinleyen deneklerin diğer iki odaya kıyasla yüzde 15 daha keyif aldıklarını belirlemiş… Günün sonunda ürünün nasıl tüketildiğini belirleyen tüm bu araştırmalar markaların dokusu, ambalajın sesi, servis kaliteleri konularına eğilmelerini ve bu konularda maksimum hassasiyet göstermelerini sağlıyor.”

 

Sonuç olarak, insanların günde binlerce (çeşitli araştırmalarda 3.000 – 10.000 arasında değişiyor) reklama maruz kaldığı günümüzde, markaların akıllarda yer etmesi çok daha zor. Bu zorluklar içerisinde 5 duyuya hitap edebilen markalar daha avantajlı olacaklar.

10-ways-to-humanize-your-brand-on-social-media-234e08c60b
Dijital Pazarlama, Genel

Duyusal Pazarlama: Markalar kokuya, dokuya bürünüyor

Duyusal Pazarlama ve Satın Alma Davranışları yazısında duyulara hitap eden şeylerin bilinçaltını ve satın alma davranışlarını nasıl etkilediğinden bahsetmiştik. Bu yazıda da markaların duyularımıza hitap eden şeyleri sahiplenmesinden bahsedeceğiz.

En başından başlayalım. Her şey bir toz bulutuyken, markalar ulaşılamaz ve soyut varlıklardı. Güç markalardaydı. Çok daha az markanın olması tüketicilerin seçim alanını daraltıyordu.

Şimdi ürün, marka ve hizmet çeşitliliğinin artması ile güç tüketiciye geçti. İnsanlar tek bir markaya mecbur değil; memnun kalmadığı ya da sadece değişiklik istediği zaman bile başka bir markayı tercih edebiliyor. Markalar ise tercih edilmek için farklı yollar arıyor.

Bu yollardan biri duyusal pazarlama ya da nöromarketing olarak belirtiliyor. Ancak bu, çok basite indirgenmiş bir kavram. Asıl konu markaların insanlaşması. Markalar insan kimliklerine bürünerek kendilerini sevdirmeyi amaçlıyor. Duyular ise sadece bunun bir parçası.

Mac Vs. PC1 Duyusal Pazarlama: Markalar kokuya, dokuya bürünüyor

Markanın bir insan olabilmesi için önce somutlaşması gerekiyor. Renk, şekil, koku, ses, doku… Markanın kişiliğine göre çoğuna ya da hepsine sahip olması gerekiyor. Sonraki aşama ise karakter olarak ortaya çıkıyor. Marka nasıl konuşur, ciddi midir, samimi mi? Bunu da başka bir yazıda incelemek gerekiyor.

 

Haydi koku duyusundan başlayalım;

Koku hafızasının gücünü, markalar keşfetmiş durumda. Yıllar önce bir markayı kokusundan tanıyacağımızı düşünmezdik bile. Özel araştırmalar, uzun Ar-Ge çalışmaları, tonla harcanan bütçeler sonucu markanın bir kokusu oluyor. Güçlü koku hafızamızla, o tanıdık hissi yaşıyoruz. O marka artık bizden biri.

Rolls-Royce kokunun gücünü erken keşfeden markalardan. 1960lı yıllarda ürettiği yeni modelin, önceki modellerin sağladığı keyfi sağlamaması üzerine araştırmalara başlamış. Ve eski modellerde kullanılan doğal maddelerin oluşturduğu özel kokunun yeni modelde olmadığının farkına varmış. Haftalar süren çalışmalar ile Rolls-Royce kendi kokusunu elde etmiş ve müşterileri memnuniyeti sağlanmış.

rolls royce phantom coupe interior1 Duyusal Pazarlama: Markalar kokuya, dokuya bürünüyor

 

Ses duyusunu inceleyecek olursak;

Ses, markalaşma stratejilerinde gittikçe daha fazla kullanılıyor. Önceleri ses, sadece reklam müziklerinden ibaret olarak düşünülüyorken, kola kapağının açılma sesinden otomobil kapısının kapatılma sesine kadar indirgenmiş durumda. Bu konudaki en etkili örneklerden biri kola şişe kapağının açılma sesidir. Bu ses hepimizin aklına tek bir markayı getiriyor.

 

coca cola brrr 2009 610x914 200x300 Duyusal Pazarlama: Markalar kokuya, dokuya bürünüyor

 

Ayrıca akıllara takılan reklam müzikleri de sesin markalar tarafından kullanımında etkili bir örnek. Reklam müziklerinde dikkat edilmesi gereken, o müziğin markayla özdeşleşmesi. Çoğu reklam gibi reklam müzikleri de hangi markaya ait olduğu bilinmeden unutulup gidebiliyor. Markaların yıllar önceki jinglelarını şimdiki reklamlarında kullanıyor olması, akılda kalıcılığı oldukça iyi sağladıklarını gösteriyor. Buna en başarılı örneklerden biri Eti olarak gösterilebilir.

Daimler Chrysler’in 1990’larda üzerinde yoğun olarak çalıştığı konu araba kapısının kapanma sesiydi. 10 mühendisin çalıştığı projede, en mükemmel sesin bulunmasına odaklanıldı. Kapının kapanma sesinin bile kaliteye olan etkisini erken fark etmiş bu marka, ses duyusunun kullanılmasının başarılı örneklerindendir.

 

Görme duyusuna rengi örnek gösterecek olursak;

Görme duyusu, insanların en çok bu yöndeki pazarlama çalışmalarına maruz kaldığı alandır. Renk, logo, şekil, market rafındaki konum, mağaza tasarımı vs birçok unsur ile markalar kendi kişiliklerini yaratır.

İnsanlar, fiziksel kapasiteleri gereği çevreden gelen tüm uyarıları algılayamazlar. Bu nedenle markanın sahipleneceği renk, diğer pazarlama çalışmaları ile koordine ve kullanıldığı mecralarda dikkat çekici olmalıdır. Ayrıca bu uyarıların yeteri kadar tekrar edilmesi, marka kimliğinin bütünsel bir algı oluşturmasını sağlar.

Noel Baba figürünün 1950’li yıllara kadar kıyafetlerinin yeşil olduğunu biliyor muydunuz? Coca Cola, reklamlarında Noel Baba’yı kullanmaya başladığında, kıyafet renkleri de kırmızı beyaza dönmüş ve günümüze kadar da kırmızı beyaz olarak devam etmiştir. Fark etmesek de Noel Baba figürü bize Coca Cola’yı çağrıştırıyor olabilir.

Mavi rengin, gözü ve beyni diğer renklere göre daha az yormasından dolayı çoğu sosyal medya platformu, mavi rengi tercih ediyor. Twitter mavisi, farklı tonu ile dikkat çekiyor ve bir renk tonu olarak kullanılmaya başlandığı söylenebilir. “Twitter mavisi bir elbise istiyorum.” diyen bayanlar görebilirsiniz.

social media interraction2 192x300 Duyusal Pazarlama: Markalar kokuya, dokuya bürünüyor

 

Uzun zamandır çoğu yerde gördüğümüz Nescafe bardaklarının rengine, araştırma sonucu karar verilmiş. Farklı termostatlardan aynı kahveleri içen deneklerin, kahveler için yorum yapmaları istenilmiş. Kırmızı renk için “zengin” yorumu çoğunluktayken; mavi için hafif, sarı için zayıf ve kahverengi için sert yorumları öne çıkmış.

 

Tat duyusuna bir bakalım;

Tat duyusu denince genelde akla yalnız gıdalar gelir. Ancak gıda takviyeleri, ilaçlar, diş macunları da bu konuda yoğun çalışma yürütülen ürünlerdir.

Listerine örneğini inceleyelim. Başarılı ağız çalkalama suyu markası, pazara girdiğinde kötü tadı sebebiyle rakiplerine göre tercih edilmiyordu. Tat duyusu, marka tercihinde oldukça etkilidir. Tabi Listerine bu sorunu başarılı bir şekilde çözdü: Tadının kötü olduğunu kabul ederek, “günde iki kez katlanmanız gerekiyor” söylemini benimsedi. Böylece insanlarda, Listerine’in sağlık için gerekli olduğu algısı oluştu. Bu konuyu başka bir yazıda inceleyebiliriz.

video banner 1 Duyusal Pazarlama: Markalar kokuya, dokuya bürünüyor

 

Tat pazarlamasında Redbull örneğini de inceleyebiliriz. Redbull’un birçok pazarlama çalışmasının yanında, tercih edilmesinde tadının büyük etkisi olduğu belirtiliyor. Markanın, ürünün tercih edilmesindeki etkisi üzerine gözü kapalı tat testleri yapılıyor. Bu testlerin sonucu için hislerin yüze yansımasından yararlanılıyor.

 

Dokunma duyusunu incelediğimizde;

Dokunmaya yönelik pazarlama teknikleri markanın verdiği mesajı güçlendirir ve müşteri deneyimine yeni bir boyut katar. Dokunma ile ürün ve tüketici arasında yakınlık kurulur.

Tekrar bir otomobil örneği ile devam edelim. Otomobil satın almak isteyen tüketicilerin % 49’u otomobil satın almadan önce sürücü koltuğuna oturuyor, koltukların ve direksiyonun dokusuna bakıyor, ön panele dokunuyor. Araştırmalara göre Mercedes, tercih edilme sebeplerinde iç tasarımı ve dokusu önemli rol oynuyor.

Adsız Duyusal Pazarlama: Markalar kokuya, dokuya bürünüyor

 

Unilever Ar-Ge bölümü, beyin ve duyular üzerine yaptığı çalışmalarda cilt üzerinde dokunuşlara karşılık veren C-lifleri adında özel bir sinir sınıfı keşfetti. Araştırmalar sonucu, bakım ürünleri tasarımında kullandıkları ambalaj malzemeleri ile dokunma duyusuna hitap ediyor.

 

Sonuç olarak;

Tüm bu çalışmalar sonucu marka elle tutulur, gözle görülür bir kimliğe bürünüyor. Ayrı ayrı tüm duyular, marka ve tüketici arasında bağ kurmayı, tüketiciye deneyim sunmayı sağlıyor. Kurum kişiliğinin tüketiciye en doğru şekilde iletilmesi için kullanılabilir tüm duyulara hitap edilmesi de çok önemli.

Sizin markanız nasıl kokuyor, ne renk, şişman mı zayıf mı, eğlenceli bir sesi mi var yoksa duygusal mı? Tüketici için bir arkadaş, bir abi gibi, markalar vazgeçilmez olmak için insan olmak zorunda.

 

 

Konuyu sunum formatında da inceleyebilirsiniz;

Untitled-1 copy9 (1)
ARAŞTIRMALAR, Dijital Pazarlama

Facebook trendi, gençler arasında düşüyor.

NextAdvisor‘ın araştırmasına göre Facebook kullanan gençlerin oranı bir senede %42’den %33’e düştü.

Araştırma, Facebook kullanıcılarının yaş ortalamasının artmasıyla (ebeveynlerin de Facebook’a katılmasıyla), gençlerin kendilerini daha rahat hissedecekleri sosyal ağlara yönelmeye başladığını belirtiyor. Anne ve babaların Facebook’ta olması, gençlerin sürekli denetim altında hissetmelerine neden oluyor.

Not: Facebook’un gelecek açısından umut vermemesinin bir nedeni de “gün geçtikçe karmaşıklaşması.” Bundan daha önce Sosyal Fragmantasyon yazısında detaylıca bahsetmiştik;

Facebook insanlara her şeyi sunmaya çalışıyor. Ruh hali, beğenilen markalar, okunan kitaplar, izlenen filmler, çekilen fotoğraflar vs. Bu kadar çok özellik iyi bir yapı gibi görünse de oluşan karmaşıklık insanları sıkıyor ve farklı mecralara yönelmelerine sebep oluyor.

Örnek olarak;

Instagram’da sadece fotoğraf ve video ile karşılaşırsınız, Twitter’da çok vaktinizi almayan (kısa) metinler okursunuz. Soundcloud’ta sadece ses kaydı dinlersiniz. Youtube’da videolar izlersiniz. Üstelik bu mecralarda paylaşım da takip de çok kolaydır. (Instagram’da fotoğraf paylaşmanın ya da Twitter’da tweet atmanın zor olduğunu düşündünüz mü hiç?)

Peki Facebook denince aklınıza ilk gelen şeyler ne? Haber kaynağı ve profil sayfaları, yani karmaşa (Kısa metinler, uzun yazılar, fotoğraflar, videolar, yer bildirimleri, beğeniler vs.)…  Tabi ki sadece Facebook değil, Twitter da bu karmaşaya girmeye başladı.

 

Güncelleme:

Son 3 yılda 13-17 yaş arası kullanıcıların %25’i, 18-24 yaş arası kullanıcıların ise %8’i Facebook’u tert etti.

2014 01 16 Facebook Facebook trendi, gençler arasında düşüyor.

 

Yazıda kullanılan çizim Nurdan Tanrıver‘e aittir ve bu yazıya özel hazırlanmıştır.
fotoğraf copy
ARAŞTIRMALAR, Dijital Pazarlama

Tüketicilerin karar verme tarzını oluşturan 8 özellik.

Tüketicilerin satın alma kararları, 1986 yılında Sproles ve Kendall isimli yazarların araştırma konusu olmuştur. Yapılan incelemeler sonucu 2 yazar, tüketicilerin karar verme tarzını oluşturan en temel sekiz zihinsel özelliği belirlemiştir.

Sproles ve Kendall’ın bu incelemeler sonucu geliştirdikleri “Tüketici Tarzları Envanteri“nin içerdiği bu 8 zihinsel özellik;

  • Mükemmeliyetçilik: Ürünlerde yüksek kalite aranmasıdır. Bu tarza sahip tüketiciler daha dikkatli karşılaştırma yaparlar, sistematik bir tarzları vardır.
  • Marka odaklılık: İyi tanınan, oldukça pahalı markaların tercih edilmesidir. Bu satın alma tarzında yüksek fiyatın en iyi kaliteye sahip olduğuna inanılır. Aynı zamanda çok satan ve tanınan markalar tercih edilir.
  • Yenilik ve son moda odaklılık: Yenilikleri yakından takip etmek vemoda olan ürünleri denemek ön planda yer alır. Bu tarzı benimseyen tüketiciler alışveriş esnasında çok dikkatli değildirler. Fazla mukayese yapmadan ani karar verirler. Fiyat hassasiyetleri yüksek değildir.
  • Eğlence odaklılık: Bu satın alma tarzında alışverişe eğlence veya boş vakitleri değerlendirme aracı olarak bakılır. Alışveriş zevkli ve hoş bir aktivite olarak değerlendirilir.
  • Fiyat odaklılık: Genellikle indirimli fiyatlara önem verilir. Bu tarza sahip tüketiciler fiyat incelemesi yaparak, paralarıyla alabileceklerinin en iyisini almaya çalışırlar.
  • Dikkatsizlik: Ani ve fazla düşünmeden alışveriş yapılmasıdır.Planlanmayan ve ne kadar harcandığına dikkat edilmeyen alışverişler bu grupta yer alır.
  • Çeşit karmaşası: Farklı ürünlerin kalite düzeyleri ve içerikleri hakkında fazla bilgi toplamaktan rahatsızlık duyulmasıdır. Bu tarza sahip tüketiciler için her bir ürünün farklı özelliklerini öğrenmek kafalarını karıştırır ve çok zor karar verirler.
  • Marka sadakati(Alışkın olmak): Favori marka ve mağaza belirleyip sadece onlardan alışveriş yapmaktır. Bu marka ve mağazalar kişide alışkanlık yaratmıştır, alternatiflerle fazla ilgilenmezler

Yazarlara göre bireylerin karar verme tarzları bu özelliklerin bir kombinasyonu ile; özellikle de bir veya ikisinin baskınlığıyla oluşmaktadır.

 

Ayrıca;

Kotler ve Armstrong,  satın alma karar süreci aşamalarını;problemin farkına varılması, alternatiflerin belirlenmesi ve bilgi toplama, alternatiflerin değerlendirilmesi, satın alma kararı ve satın alma sonrası davranışlar olarak ifade etmişlerdir

Kaynaklar: 

ijmeb.org/index.php/zkesbe/article/view/418/pdf

http://akademikpersonel.kocaeli.edu.tr/umit.alniacik/bildiri/umit.alniacik25.11.2011_14.18.45bildiri.pdf

 

Yazıda kullanılan çizim Nurdan Tanrıver‘e aittir ve bu yazıya özel hazırlanmıştır.
kredi kartı ile fatura öde kredi kartı ile fatura ödeme vodafone fatura ödeme fatura öde ttnet fatura ödeme d-smart fatura ödeme vodafone borç ödeme avea borç ödeme digiturk fatura ödeme